2014/08/27

Bediüzzaman Said Nursi Sözleri

paylaş
Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır. - Bediüzzaman Said Nursi
Madem iman gibi hadsiz deɾecede kıymetdaɾ biɾ nimet bizde vaɾdıɾ; ihtiyaɾlık da hoştuɾ, hastalık da hoştuɾ, vefat da hoştuɾ. Bediüzzaman Said Nursi İman hem nurdur hem kuvvetdir. Evet hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir. 17- Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun! S - 271 

Sizdeki gençlik kat´iyyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız, o gençlik hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek.

Gel, ey hayata çok müştak ve ömre çok talip ve dünyaya çok aşık ve hadsiz emellerle ve elemlerle mübtela bedbaht nefsim! uyan, aklını başına al.

Dünyanın yüz bahçesi, fani olmak haysiyetiyle, ahiretin baki olan bir ağacına mukabil gelemez.

Bu dünya fanidir. en büyük dava, baki olan alemi kazanmaktır. İnsanın i´tikadı sağlam olmazsa, davayı kaybeder.

Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz. o, keyfinize kafidir.

Dost istersen Allah yeter. Evet o dost ise, herşey dosttur. Mektubat -282

Ömür sermayesi pek azdır. Lüzumlu işler pek çoktur. Lem. - 202 

Nefsini ıslah etmeyen, başkasını ıslah edemez. Sözler - 269 

Nasihat istersen, ölüm yeter. Mektubat - 282 

Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Lem'alar - 209 

Dinleyen söyleyenden daha iyi anlar. Sözler - 355 

Zulme rıza zulümdür; tarafdar olsa, zâlim olur. Kastamonu L. - 207 

 Cesed-i insan; havaya, suya, gıdaya muhtaç olduğu gibi, ruh-u insan da namaza muhtaçtır. Sözler - 778 

Ey arkadaş! insan da başıboş, serseri, sahibsiz bir hayvan değildir. Bediüzzaman said nursi

Kabir var, hiç kimse inkâr edemez. Sözler -1 42  Bediüzzaman Said Nursi

Bismillah her hayrın başıdır. Sözler - 5

Ben nefsimi herkesten ziyade nasihata muhtaç görüyorum. Sözler -5 

Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.

Hastalığın hikmetleri Ey hastalıktan şekva eden biçare adam! Hastalık bazılara ehemmiyetli bir definedir, gayet kıymetdar bir hediye-i İlahiyedir. Her hasta, kendi hastalığını o neviden tasavvur edebilir. Madem ecel vakti muayyen değil; Cenab-ı Hak, insanı yeis-i mutlak ve gaflet-i mutlaktan kurtarmak için, havf u reca ortasında ve hem dünya ve hem ahireti muhafaza etmek noktasında tutmak için, hikmetiyle eceli gizlemiş. Madem her vakit ecel gelebilir; eğer insanı gaflet içinde yakalasa, ebedi hayatına çok zarar verebilir. Hastalık gafleti dağıtır, ahireti düşündürür, ölümü tahattur ettirir, öylece hazırlanır. Bazı öyle bir kazancı olur ki; yirmi senede kazanamadığı bir mertebeyi yirmi günde kazanıyor. Ezcümle, arkadaşlarımızdan -Allah rahmet etsin- iki genç vardı. Biri İlama'lı Sabri, diğeri İslamköy'lü Vezirzade Mustafa. Bu iki zat, talebelerim içinde kalemsiz oldukları halde, samimiyette ve iman hizmetinde en ileri safta olduklarını hayretle görüyordum. Hikmetini bilmedim. Vefatlarından sonra anladım ki; her ikisinde de ehemmiyetli bir hastalık vardı. O hastalık irşadıyla, sair gafil ve feraizi terkeden gençlere bedel, en mühim bir takva ve en kıymetdar bir hizmette ve ahirete nafi' bir vaziyette bulundular. İnşaallah iki senelik hastalık zahmeti, milyonlar sene hayat-ı ebediyenin saadetine medar oldu. Ben onların sıhhatı için bazı ettiğim duayı, şimdi anlıyorum dünya itibariyle beddua olmuş. İnşaallah o duam, sıhhat-ı uhreviye için kabul olunmuştur. İşte bu iki zat, benim itikadımca, on senelik bir takva ile elde edilecek bir kazanç kadar bir kar buldular. Eğer ikisi, bir kısım gençler gibi sıhhat ve gençliğine güvenip, gaflet ve sefahete atılsaydılar; ölüm de onları tarassud edip tam günahlarının pislikleri içinde yakalasaydı; o nurlar definesi yerine, kabirlerini akrepler ve yılanlar yuvası yapacaklardı.

Ey biçareler! Mezaristana göçtüğünüz zaman, "Eyvah! Malımız harab olup, sa'yimiz heba oldu; şu güzel ve geniş dünyadan gidip, dar bir toprağa girdik." demeyiniz, feryad edip me'yus olmayınız... Çünki sizin herşey'iniz muhafaza ediliyor. Her ameliniz yazılmıştır. Her hizmetiniz kaydedilmiştir. Hizmetinizin mükafatını verecek ve her hayır elinde ve her hayrı yapabilecek bir Zat-ı Zülcelal, sizi celb edip, yer altında muvakkaten durdurur. Sonra huzuruna aldırır. Ne mutlu sizlere ki; hizmetinizi ve vazifenizi bitirdiniz. Zahmetiniz bitti, rahata ve rahmete gidiyorsunuz. Hizmet, meşakkat bitti; ücret almağa gidiyorsunuz. Evet geçen baharın defter-i a'malinin sahifeleri ve hidematının sandukçaları olan tohumları, çekirdekleri muhafaza eden ve ikinci baharda gayet şaşaalı, belki yüz derece aslından daha bereketli bir tarzda muhafaza eden, neşreden Kadir-i Zülcelal, elbette sizin de netaic-i hayatınızı öyle muhafaza ediyor ve hizmetinize pek kesretli bir surette mükafat verecektir

Eğer Namaz kılmazsan, senin o günkü alemin zulümatlı ve perişan bir halde gider.Namaz kılanın diğer mübah dünyevi amelleri, güzel bir niyet ile ibadet hükmünü alır. İbadetin ruhu, ihlastır. İhlas ise, yapılan ibadetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır.

Tembellikle namazı terk eden veyahut kıymetini bilmeyen, ne kadar cahil, ne derece hasir, ne kadar zararlı olduğunu bilahare anlar, ama iş işten geçer.

Zaman gösterdi ki; cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz değil.

Deli adama "iyisin, iyisin" denilse iyileşmesi, iyi adama "fenasın, fenasın" denilse fenalaşması nâdir değildir.